Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında ocak ayında kaleme almayı planladığım bu yazıyı gecikmeli de olsa yayımlamayı nasip eden Rabbime hamdolsun. Bu vesileyle başta Erbakan Hocamız olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla anıyorum. Rabbim bizleri cennetinde buluştursun inşallah.
İnsanları kendisine kul ve köle kılmayı hedefleyen Siyonist zihniyetin, bugün dünyayı nasıl bir kan, kaos ve gözyaşı girdabına sürüklediğine hep birlikte şahitlik ediyoruz. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmış durumda. Siyonist işgalci İsrail’in gerçekleştirdiği katliamlar gözler önünde; zulüm ise bütün pervasızlığıyla devam ediyor.
Öte yandan küresel güç odaklarının hoyratlığı her geçen gün daha da belirginleşiyor. Yakın zamanda Venezuela liderinin dünya kamuoyunun gözü önünde ABD’ye götürülmesi, emperyalist aklın nasıl bir felaketi adım adım inşa etmek istediğinin açık göstergelerinden sadece biri. Aynı zihniyet bugün İran üzerinde de sinsi planlarını devreye sokmakta, şeytani hesaplarını gizlemeden uygulamaktadır.
Kapitalizmin acımasız çarkları arasında ezilen insanlık, çoğu zaman neyin ve kimlerin arasında sıkıştığının dahi farkında değil. Ekonomiden siyasete, medyadan bilişim ve iletişim dünyasına kadar hemen her alanda etkin konumda bulunan Siyonizm uşakları, bu zulüm düzeninin daha hızlı ve daha derin işlemesi için adeta yarış halindeler. İnsanlığı sürükledikleri uçurumdan kurtarmak ise inananların omuzlarına yüklenen ağır ama kutlu bir sorumluluktur.
İşte Necmettin Erbakan tam da bu noktada tarih sahnesine çıkmış bir şuur ve direniş insanıdır.
Kitleler bu uyutulmuşluğun farkında olmasalar da, her geçen gün kurulan yeni tuzaklar insanlığı biraz daha yutmaktadır. Siyasetten sanata, medyadan teknolojiye kadar uzanan bu geniş ağın arkasındaki gerçek yüzü görmek kolay değildir. Ne yazık ki yalnızca gayrimüslim ülkelerde değil, halkı Müslüman olan ülkelerin yöneticilerinin önemli bir kısmı da bu düzenin gönüllü figüranları hâline gelmiştir. Hatta kimi zaman sözde Müslüman yöneticilerin uyguladığı zulüm, açık Siyonist aktörlerin yaptıklarını dahi aratır boyuta ulaşmaktadır.
Mısır’da Mübarek, ardından Sisi; Irak’ta Saddam; Suriye’de Esed… İsimler değişse de zihniyet aynıdır. Yemen’den Bahreyn’e, Suudi Arabistan’dan Cezayir’e kadar birçok ülkede halkını ezen firavunvari rejimler, küresel senaryonun birer parçası olarak sahneye sürülmüştür. Bir Müslüman hakikati haykırmaya kalktığında ise en sert yöntemlerle susturulur. Yeter ki halk uyanmasın, yeter ki zulüm çarkını besleyen kan akmaya devam etsin.
Oysa Rabbimiz asırlar öncesinden bizleri açıkça uyarmıştır:
“O, iş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.”
(Bakara, 205)
Siyonizmin ana hedefi işte bu ayette veciz biçimde özetlenmiştir: Yeryüzünde bozgunculuk, ekini ve nesli yok etmek…
Erbakan Hoca’nın en belirgin ve en kıymetli yönü de tam burada ortaya çıkar. O, kurulan tezgâhları açıkça ifşa eden, perde arkasındaki senaryoları cesaretle dile getiren bir mütefekkir ve mücadele insanıydı. Meydanlara tek başına çıkıp “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diyebilen bir vicdandı.
Önce görmezden geldiler. Sonra alaya aldılar. “Takkeli, takunyalı” diyerek küçümsemeye çalıştılar. Ama Erbakan yılmadı. Pes etmedi. Bir adım daha attı. Bir insanı daha uyandırmanın, bir deniz yıldızını daha kurtarmanın derdine düştü. Çünkü onun ideali belliydi: Bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmaktı.
Yasakladılar, hapse attılar, partilerini kapattılar, iktidardan indirdiler. Ama o, siyaseti bir makam aracı değil, bir cihad alanı olarak görmeye devam etti. Son nefesine kadar Hak’tan güç aldı, sırtını Allah’a dayadı. Yaşadığı yol üzere Rabbiyle buluştu.
Toplumun büyük bir kısmı Erbakan’ı yalnızca bir siyasetçi olarak tanıdı. Oysa o; ekonomi, bilim, sanayi, medya, vakıf ve sosyal hayatın her alanında iz bırakan bir dava adamıydı. “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” düsturunu hayatının merkezine koymuştu. En önemlisi de bizlere daima madalyonun öteki yüzünü göstermeye çalıştı; Siyonist entrikaları fark edebilecek bir şuur kazandırmak için mücadele etti.
Bugün beni en çok hüzünlendiren husus, dünya çapında bu kirli oyunları korkmadan, açıkça ve sürekli dile getirecek bir Müslüman önderin ne zaman yeniden sahne alacağıdır. Bu ağır sorumluluk, başta Millî Görüş misyonunu sahiplenenler olmak üzere, yüreğinde insanlık sevgisi taşıyan herkesin omuzlarındadır.
Merhum Erbakan, bu fani dünyada hoş bir sada bırakarak Rahmân’a yürüdü.
Sana selam olsun Hocam…
Sana sevgi ve rahmet olsun…

YORUMLAR