Din Görevlilerinin Görev ve Sorumlulukları
Mehmet Altuntaş

Mehmet Altuntaş

DİN-BİR-DER Trabzon Şube Başkanı

Din Görevlilerinin Görev ve Sorumlulukları

04 Ocak 2026 - 23:46

Din görevlisi, sadece ibadethanenin kapısını açan veya ibadetleri yöneten bir memur değil; toplumun manevi mimarı, değerlerin taşıyıcısı ve yaşayan bir örnektir. "Şuurlu" bir din görevlisi ise, yaptığı işin sadece bir meslek değil, Peygamber varisliği olduğunun idrakinde olan kişidir.

Bu nedenle din görevliliği, yüksek bir sorumluluk bilinci, temsil hassasiyeti ve sürekli kendini geliştirmeyi gerektiren bir görevdir.

Din görevlisi, İslam dininin toplum nezdindeki en önemli temsilcilerinden biridir.

Din görevliliği, sadece bir meslek değil, aynı zamanda toplumsal barışı, manevi gelişimi ve kültürel değerlerin korunmasını esas alan çok boyutlu bir sorumluluk alanıdır.

Din görevlisi, bu temsiliyetin ağır sorumluluğunun farkında olan, kendini sürekli geliştiren, toplumun manevi, ahlaki ve sosyal ihtiyaçlarına cevap verebilen donanımlı bir rehberdir.

İlmi Derinlik ve Sürekli Öğrenme: Din görevlisinin ilk vazifesi, kendi manevi ve entelektüel donanımını sağlam tutmaktır. Dini ilimlerde (Kur'an, Sünnet, Fıkıh, Kelam, Ahlak) sağlam bir bilgi birikimine sahip olmalıdır.

Çağın meselelerine vâkıf olmak, güncel sorunları tanımak ve yeni neslin dilini anlamak da bu ilmî sorumluluğun bir parçasıdır. İlmin sadece öğrenilmesi değil, hikmetle sunulması da önemlidir. Bilgiyi yerinde, zamanında ve muhatabın seviyesine uygun bir şekilde aktarmak, din görevlisinin temel vazifelerindendir.

Sürekli okuyan, araştıran, seminer ve eğitimlere katılan bir öğrenme profili çizmelidir.

Örnek Bir Şahsiyet (Model) Olma: Toplum, din görevlisini sözleriyle olduğu kadar yaşantısıyla da değerlendirir. İnsanlara anlattığı değerleri kendi hayatında yaşamadıkça, sözleri tesirini kaybeder. Bu nedenle, güzel ahlakın canlı bir timsali olmak en temel sorumluluktur. Doğruluk, dürüstlük, merhamet, sabır, alçakgönüllülük, hoşgörü ve yardımseverlik gibi erdemleri hem cami cemaatine hem de tüm topluma karşı davranışlarıyla göstermelidir. Ailesiyle ve çevresiyle ilişkileri de bu örnekliğin bir parçasıdır.

O, sadece camide değil, pazarda, sokakta ve sosyal medyada da İslam'ın gülen yüzüdür. Giyimiyle, nezaketiyle ve dürüstlüğüyle "emin" sıfatını üzerinde taşımalıdır.

Samimiyet ve İhlas: Görevini maddi menfaat, makam veya şöhret için değil, sadece Allah rızası ve hizmet aşkıyla yapmalıdır. Riyadan uzak, içten ve samimi bir duruş, toplumun güvenini kazanmanın en sağlam yoludur.

Bir din görevlisinin başarısı, kürsüdeki hitabetinden ziyade hayatındaki istikametle ölçülür.

Toplum, din görevlisinden kusursuzluk değil; samimiyet ve istikrar bekler. Hatalar olabilir; ancak hatada ısrar edilmemesi, tevazu ve muhasebe bilincinin korunması esastır.

Tebliğ ve İrşat Bilinci: Din görevlisinin en önemli görevlerinden biri tebliğ ve irşattır. Ancak bu görev, baskı ve sertlik ile değil; hikmet, sabır ve güzel üslup ile yerine getirilmelidir. İnsanların inanç, kültür ve psikolojik durumları dikkate alınmadan yapılan tebliğ, fayda yerine zarar verebilir.

Din görevlisi, muhatabını suçlayan değil; ona yol gösteren, ümit aşılayan bir rehber olmalıdır. Özellikle günümüzde artan yalnızlık, manevî boşluk ve kimlik bunalımı karşısında din görevlisinin şefkatli ve kuşatıcı bir dil kullanması büyük önem taşımaktadır.

Din görevlisi, toplumdan kopuk değil; toplumun içinde, halkın derdiyle dertlenen bir şahsiyettir. Cenazede, düğünde, hastanede, sokakta ve gönüllerde bulunur. İnsanlar onun yanına sadece soru sormaya değil, dert anlatmaya da gelebilmelidir.

Bilgi Kirliliği ile Mücadele ve Doğru Din Anlayışını Yayma: Özellikle dijital dünyada dini konularda çokça yayılan yanlış bilgi, istismar ve aşırılıklara karşı toplumu uyarmak, sahih dini kaynaklara yönlendirmek kritik bir sorumluluktur. Din görevlisi, Kur'an-Sünnet merkezli bir din anlayışının toplumda yerleşmesi için çaba gösterir.

Din görevlisi, bilgili, erdemli, topluma faydalı ve çağının gereklerine duyarlı bir kişi olmalıdır. O, İslam’ın sadece "bilgi" değil, bir "ahlak" olduğunu ispatlayan kişidir. O, kürsüde anlattığı sabrı musibet anında, anlattığı cömertliği darlık anında bizzat yaşayarak gösterir. Görevi, sadece insanlara bir şeyler öğretmek değil; onlara Allah’ı hatırlatmaktır.

Bu şuurla hareket eden bir görevli, sadece bir camiyi değil, bir nesli ve dolayısıyla bir geleceği ihya etme potansiyeline sahiptir. Unutulmamalıdır ki; mihrap bir makam değil, bir nöbet yeridir; minber ise bir üstünlük yeri değil, hakikatin haykırıldığı bir emanettir.

Görevini sadece bir meslek olarak değil, kutsal bir emanet olarak görmelidir. İnsanların maddi ve manevi refahı için çalışmalı, İslam'ın evrensel mesajını çağdaş bir dille anlatabilmeli, toplumun her kesimine ulaşabilmelidir. Din görevlisi, bilgisiyle ışık saçan, ahlakıyla örnek olan ve hizmetiyle topluma değer katan bir konumdadır. Bu sorumluluğun bilincinde olmak, sürekli kendini geliştirmek ve samimiyetle hizmet etmek, şuurlu bir din görevlisinin en temel nitelikleridir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar