DİN-BİR-DER’den Erbakan’ı Anma ve Anlama Paneli

DİN-BİR-DER'den Erbakan'ı Anma ve Anlama Paneli

Erbakan Haftası etkinlikleri kapsamında Din Görevlileri Birliği Derneği (DİN-BİR-DER) tarafından düzenlenen panel geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

27 Şubat 2026 - 14:49 - Güncelleme: 31 Mart 2026 - 10:23

"İnsanlık İçin Çalışan Adam: Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Yeni Bir Dünya İdeali” üst başlığıyla çevrimiçi olarak düzenlenen panelde merhum Erbakan’ın manevi yönü, İslam birliği ideali, D-8 ve dış politika anlayışı ele alındı.

 

Konya İslami İlimler Eğitim Merkezi baş müderrisi Yunus Emre Kargı’nın Kur’an tilavetiyle başlayan panelde DİN-BİR-DER Genel Başkanı Muhittin Hamdi Yıldırım, “Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Manevi Yönü”, Dr. Fatih Yıldırım “İslam Birliği İdeali ve D-8”, Dr. A. Recai Tekin de “Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Dış Politika Anlayışı” başlıklı bildirilerini sundu.

 

İzlemek için tıklayın: https://www.youtube.com/watch?v=69KObOkYjpo&t=1420s

 

“Erbakan, devrinin en önemli alimlerinden dersler aldı”

 

DİN-BİR-DER Genel Başkanı Muhittin Hamdi Yıldırım, programda yaptığı konuşmada Erbakan Hoca’nın Haçkalı Baba, Hasip Efendi, Abdülaziz Bekkine ve M. Zahid Kotku gibi devrin önde gelen alimlerinden dersler aldığını söyledi. Merhum Erbakan’ın “Millî Görüş hareketi Hasip Efendi’nin duasıyla başladı.” sözünü aktaran Yıldırım, Erbakan’ın, maneviyatı, hayatının bütün yönlerine yansıttığını söyledi: “Erbakan Hocamız üç bayrak açıyor daha 1969’da; ne diyor? Birincisi, manevi kalkınma bayrağı, ikincisi maddi kalkınma bayrağı, üçüncüsü İslam Birliği. “Manevi kalkınma bayrağı” deyip de bırakmıyor. Demirel ile kurduğu hükümette 4. 5 Yıllık Kalkınma Planı’na manevi kalkınma planı olarak bir önemli kanun tasarısını sunmuş ve mecliste onu kanunlaştırmış. Manevi kalkınma planını 4. 5 Yıllık Kalkınma Planı’na koymuş. Şimdi bu çok önemli bir şey. Erbakan Hoca bütün olaylara maneviyat açısından bakıyor. Ferde de öyle bakıyor, topluma da öyle bakıyor, devlete de öyle bakıyor, ümmete de öyle bakıyor, insanlığa da öyle bakıyor. Maneviyat, onun, hayatının atomik yapısını teşkil ediyor... Erbakan Hocanın temel siyasetinin kökünde maneviyat vardır. O maneviyat merceğinden bakmadan asla hakikat bulunamaz.”

 

“Erbakan Hoca medeniyet anlayışını maneviyatın üzerine kurmuştur”

 

Erbakan’ın “Doğru hak anlayışı, hakkı üstün tutan sistemle mümkün olur” sözüne vurgu yapan Yıldırım, Erbakan’ın hak anlayışının da maneviyata ve ilahi hükümlere dayandığını kaydetti: “Erbakan Hoca medeniyet anlayışını bunun üzerine kurmuştur; maneviyatın üzerine. Onun için İslam medeniyetinin temel özelliklerini sayarken şu maddeleri o yüzden, baştan, sırayla saymıştır. Onun sıraladığı gibi sıralıyorum: Bir, önce ahlak ve maneviyat; sonra biz mukaddesatçıyız. Mukaddesat ne demek; İslam’ın şeair olarak bildirdiği, mukaddes olarak bildirdiği her şeyi savunuruz. Kâbe mukaddestir. Neden; Allah’ın evidir. Cami mukaddestir. Neden; o da Allah’ın evinin buradaki şubesidir. Nikah mukaddestir. Neden? Çünkü Allah’ın emridir. Mukaddesatçı olmak çok mühimdir. Şeairi İslam’ı, sünneti savunmak çok mühimdir. Onun için biz mukaddesatçıyız diyor ve medeniyetimizin temeli mukaddesata dayanır. Allah’ın değer verdiği önemli simgeler, önemli yapılar İslam’ın temel şiarıdır; onlara mukaddesat denir. Sonra nefis terbiyesini esas almak bizim medeniyetimizin esasıdır. Yoksa nefsine esir olmak bizim medeniyetimizde yoktur.  Sonra herkes için refah bizim için çok önemlidir diyor. Neden? E, paylaşım olmadan, refahı yaygınlaştırmadan, siz kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için istemezseniz doğru dürüst bir medeniyet kuramazsınız. Sonra adil iş birliği… Evet iş birliği yapalım ama şimdi sende atom bombası olmayacak, bende olacak. Bu nasıl iş birliği? Bu, sadece kuvveti üstün tutmaktır. Sonra hakkı üstün tutmak... Batı hakkı üstün tutmuyor. İnsan haklarına saygı… İnsan hakkı nedir? Allah’ın insana doğuştan verdiği haklardır. Sonra şefkat; İslam medeniyetinin temelidir. Sevgi, İslam medeniyetinin temelidir. Hoşgörü, İslam medeniyetinin temelidir. Bunlar hepsi maneviyattan çıkıyor; hepsinin ayetleri var, hadisleri var.”

 

“D-8’e gereken önem verilseydi şu an çok farklı bir dünyada yaşıyor olacaktık”

 

Dr. Fatih Yıldırım da “İslam Birliği İdeali ve D-8” başlıklı konuşmasında Erbakan Hocanın İslam Birliği idealini anlayabilmek için Batı medeniyeti ve İslam medeniyeti arasındaki farkı bilmek gerektiğini söyledi. Batı’nın, coğrafi keşiflerin ardından dünyanın dört bir yanını sömürgeleştirdiğini, yerli halkları katlederek kaynaklarını kendi ülkelerine taşıdığını anlatan Yıldırım, Batı’nın bugünkü halini almasının altında bu vahşet ve katliamın yattığını söyledi.

Erbakan Hocanın sadece 1 yıl içerisinde D-8 gibi büyük bir organizasyonu kurduğunu söyleyen Yıldırım, sonraki yıllarda bu önemli kuruluşun etkisizleştirildiğini kaydetti: “Biz eğer gerçekten İslam dünyasının sinerjisini harekete geçirebilmiş olsaydık, şu an çok farklı bir dünyada yaşıyor olurduk. Gazze, şu an bu durumda olmazdı. İsrail bu zulmü yapamazdı… Gerçekten o mantıkla, o iradeyle devam edilmiş olsaydı bunları görecektik. ABD doları diye bir para kalmayacaktı şu an. Onların karşısına biz oyun kurucu olarak oturacaktık. İsrail, bu zulümleri yapamayacaktı, ABD hegemonyası son bulacaktı. IMF ve Dünya Bankasının o dayatmaları, İslam ülkeleri üzerindeki, ezilmiş ülkeler üzerindeki o dayatmaları olmayacaktı, faizci kapitalist sistemleri başlarına çökecekti Allah’ın izniyle. İslam coğrafyası pazar yeri olmaktan çıkacaktı, ezilmiş ülkeler bunların karşısına, masaya oturacaktı.”

 

“Erbakan, çığır açtı”

 

Panelde Dr. A. Recai Tekin de “Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Dış Politika Anlayışı”nı anlattı. Tarihte çığır açan liderlerin belirgin vasıflarının inançlı olmaları, milletine güvenmeleri, tam bağımsızlığa önem vermeleri, makam-mevki hırsına kapılmadan manevi hedeflerine yürümeleri şeklinde özetlenebileceğini söyleyen Tekin liderlerin değerinin geride bıraktıkları ile ölçüldüğünü belirtti: “Erbakan Hocanın cihat olarak tanımladığı siyasi mücadelesi, statükonun katı kalıplarını eritmiş, siyasi terbiyeyi tasavvufi ve irfanî bir usulle benimsemiştir. Siyasi rakiplerini suçlama yerine iddia ve ispat yolunu tercih etmiş, böylece muhtevası kaybolan rejime de tarihini hatırlatarak bilgece istikamet çizmiştir. Erbakan Hoca milli meselelerde, ülke kalkınmasında ve İslam dünyası ile ilgili konularda farklı fikirlerle uzlaşma siyasetini doğru bir yöntem olarak benimsemiştir. Türkiye’de ve dünyada mağdurlara, yoksullara ezilenlere ve tabiata karşı yüksek ahlakı öne çıkaran etkili bir siyaset düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Millî Görüş’ün iktidar başarısı, D-8 pratikleri ve idari merkezi dönüştürme potansiyeli, rantiyeyi ve küresel sistemi rahatsız etmiş, süreç, 28 Şubat postmodern darbesi ve RP’nin kapatılması ile neticelenmiştir.”

 

“Harekât emrini Erbakan verdi”

 

Erbakan’ın dış politika yaklaşımındaki temel ilkeleri şahsiyetli dış politika, hakların korunması, uydu değil, lider ülke siyaseti, müstemleke tipi değil, lider ülke kalkınma modeli, ekonomik bağımsızlık, Türkiye’nin öncülüğünde İslam birliğinin tesis edilmesi ve adil, yeni bir dünya olarak sıralayan Tekin, Batı düşüncesinin “insan insanın kurdudur” yaklaşımı yerine Erbakan’ın “halika tazim, mahluka şefkat” anlayışını savunduğunu vurguladı. Tekin, şöyle devam etti: “Dış politika pratiklerine baktığımız zaman da Erbakan Hoca, bağımsızlar hareketinde ilk verdiği gensoruyu ortak pazara karşı vermişti. Bu gensoruda “uydu değil, lider ülke” vurgusu öne çıkıyordu. Yine 74 Kıbrıs Barış Harekâtında bütün karar süreçlerinde etkili bir liderlik sergilemişti. Ecevit İngiltere’ye gittiğinde Başbakan Vekili olarak Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarına inisiyatif kullanarak harekât emrini bizzat vermişti…

 

“Doğru, parmakla değil, akıl ve ilimle bulunabilir”

 

Erbakan Hoca’nın Kudüs davasını uluslararası ilişkilerde İslam dünyasının siyasi birliğinin merkezi olarak gördüğünü kaydeden Tekin, bu konuda bedel ödemekten de çekinmediğini vurguladı. Tekin, şöyle devam etti: “Millî Görüş dış politikada komşulara ve İslam coğrafyasına öncülük tanımayı esas almış, tek taraflı Batı yanlısı politikalar yerine tüm İslam ülkeleri ile yakın ilişkiler kuran daha tarafsız, birleştirici bir dış politikayı savunuyordu. D-8‘ler İslam birliğinin ve İslam-Batı diyaloğunun en önemli kuruluşu olmuştu… Erbakan Hoca topluma ve devlete şahsiyet kazandırmada emanet, ahlak ve ilim denkleminde ikna metodunu benimsemiş, uluslararası toplumu eleştirirken çoğunluğun parmak kaldırmasıyla hak ihdas edilemeyeceğini, doğrunun parmakla değil, akıl ve ilimle bulunabileceğini belirtiyordu. Erbakan Hoca uluslararası alanda barış, diyalog, eşitlik, adalet, hukukun üstünlüğü, meşru müdafaa ve müeyyide gibi kimlik kalıplarının çatışma, çifte standart, tekebbür gibi maddi güç unsurlarından daha etkili sonuçlar doğuracağına inanıyordu. Erbakan, küresel tehdide karşı beynelmilel İslam birliğini küresel tek bir otorite etrafında birleştirerek Avrupa ve Batı emperyalizmi ile baş edecek müesseseler oluşturma çabasındaydı. İslam Birleşmiş Milletler’i, İslam Savunma Paktı ve İslam Kültür Teşkilatı gibi kuruluşlar ihdas edilmesinin elzem olduğunu söylüyordu. Erbakan küresel sömürüye karşı muhalefeti sistemleştiren, Siyonizm’in maskesini düşüren, emperyalizmi ve işbirlikçilerini deşifre eden, ezilen tüm haklara çıkış yolu ve çözümler sunan ve çığır açan bir liderdi.    

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
DİN-BİR-DER 6'ncı Olağan Kongresi Gerçekleştirildi
DİN-BİR-DER 6'ncı Olağan Kongresi Gerçekleştirildi
Bağışlarınız İçin Din Görevlileri Birliği Derneği Hesap Numarası:
Bağışlarınız İçin Din Görevlileri Birliği Derneği Hesap...